31 Aralık 2017 Pazar

Bugünün Notu Blogu - Blog Keşif #3

Blog keşif etkinliğimizin üçüncü misafirini ağırlamaktan ve sizlerle buluşturmaktan mutluluk duyuyorum. (:

Bundan önceki yayınlar çok beğenildi, çok olumlu dönütler aldılar. Elbette bu güzellikleri hak edenler, bu etkinliğe katılıp da güzel cevaplarlar veren blog yazarlarıdır.

Bu hafta, 2017 yılının son blog keşif etkinliği blogu olarak blog dünyasına yeni katılan bir blogu yakından tanıyacağız. Konuğumuz: Bugünün Notu Blogu.

“İyi Olsun Blog sahibinin düzenlediği blog röportajlarına bende katıldım. Öncelikle bu güzel düşünce ve blogger arkadaşları destekleyici projesinden dolayı kendisine çok teşekkür ederim. Hadi o zaman başlayalım J

1- Blog dünyasına yeni katıldınız. Blogunuzu daha iyi tanıyabilmek adına, Bugünün Notu blogunu kısaca nasıl tanımlarsınız? Okuyucular neler bulacak?

28 Aralık 2017 Perşembe

Bir Salkım Üzüm

siyah üzüm
Küçük yeğenim bazen yanıma gelip canının bir şeyler yemek istediğini söyler. Birlikte markete gideriz ve istediği şeyi alırız. Sonra eve geliriz ve aldıklarımızı yemeye başlar. Ben, hem paylaşmayı öğrensin diye hem de tepkisini ölçmek için yediği şeyleri benimle de paylaşmasını isterim. Bazen ya gönülsüzce verir ya o yediklerinin biteceği endişesiyle çok az verir ya da hiç vermez (:

Bu durum sadece bana has değil. Zaman zaman bu davranışı anne-babası için de yapar. Böyle davrandığı zamanlar aklıma o güzel deyim geliverir: 

“Baba evladına bağ bağışlamış, evladı babasına bir salkım üzüm vermemiş.”

25 Aralık 2017 Pazartesi

Çekiliş İçin Son Günler


Daha önce yayınladığım “Blog Yazmak Kazandırır” başlıklı yazıda, blog yazanların çekilişler sayesinde hediyeler kazanabileceğini yazmıştım. İşte tam da bu maddeyi kanıtlayacak, somut hale getirecek bir duyuru paylaşmak istiyorum. (:

Blogruz blogu hem 2017 yılına güzel veda etmeyi hem de 2018’i güzel karşılamayı sağlayacak çok bonkör bir çekiliş düzenliyor. Çekiliş geçtiğimiz günlerde başladı ama ben duyurmak için ancak fırsat bulabildim. Henüz duymayanlar varsa geç kalınmış sayılmaz. Hâlâ vakit var, son gün 31 Aralık.

Çekilişe katılmak, detayları öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Hediyeler gerçekten çok bonkör. Umarım ihtiyacı olan birisi kazanır. Ama şuna inanıyorum ki, bu tür etkinlikler insana bir hediyeden çok daha fazlasını kazandırıyor. Her şeyden önce, güzel yürekli insanlarla tanışma, kaynaşma fırsatı veriyor. (: Hediyelerden öte bunun için çok teşekkür ederim.


Katılan herkese bol şans diliyorum.

24 Aralık 2017 Pazar

Blogdayazar Blogu - Blog Keşif #2

Blog keşif etkinliğimizin ikinci hafta blogunu konuk etmenin sevincini yaşıyorum. (:


Bu haftaki konuğumuz “Blogdayazar” blogu ve yazarı Ceyhun Çetin. Kendisini bu keşif etkinliği aracılığıyla tanımış oldum. Böylece benim için gerçekten bir keşif oldu. Benim gibi daha önce tanımayanlar için de güzel olacağını düşünüyorum. Buyurun birlikte bakalım, “blogdayazar” blogu ve sevgili Ceyhun Çetin’e.. (:



1- Bize kendinizden bahseder misiniz? Ceyhun Çetin kimdir ve ne iş yapar?

21 Aralık 2017 Perşembe

Benim Nazarımda 2017'de En Çok..?


2017 yılını geride bırakmamıza sayılı günler kala, bu yıl hakkında ne yazabilirim diye düşünürken, sevgili HerTeldenŞef’in 2017’de En Çok” başlıklı yazısını gördüm. “Okuyan ve yazmak isteyen herkesin yazılarını bekliyorum” notunu da okuyunca ben de böyle bir şey yazmaya karar verdim. Bir nevi mim gibi oldu (:

HerTeldenŞef’in keyifli yazısına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. Kendisine teşekkür ediyorum. (: 2017 yılı benim için şöyleydi:

19 Aralık 2017 Salı

Beyda'nın Kitaplığı ve Hayata Genç Bakış - Blog Keşif #1


Geçtiğimiz haftalarda düzenlemiş olduğumuz Blog Keşif Etkinliğinin ilk misafirleriyle karşınızdayız. İlk misafirleri diyorum çünkü blog yazan bir anne ve oğlunu konuk ediyoruz.
Blog dünyasının sevilen bloglarından Beyda’nın Kitaplığı ve onun biricik oğlu Hayata Genç Bakış bloguyla keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Beyda’nın Kitaplığı, gerek etkinlikte ilk yorumu yaparak gerekse kurada da ilk sırada çıkarak birinciliği fazlasıyla hak etti. Lafı daha fazla uzatmadan söyleşiye geçmek istiyorum.

“İyi Olsun bloğunun sahibi ile gerçekleştirdiğimiz blog röportajında olmaktan çok mutluyuz. Öncelikle kendisine çok teşekkür ediyoruz. Ediyoruz diyorum çünkü bu röportajın benim için ayrı bir anlamı var. Oğlumla birlikte sorularımızı cevaplayacağız. Umarım keyifle okursunuz. Herkese sevgiler. Keyifli okumalar.”

13 Aralık 2017 Çarşamba

Mim: Seni Tanıyabilir Miyim? - Haydi Hayırlısı


Blog dünyasının sevilen bloglarından olan Kiremithanem blogunun sahibi Sevgi Hanım bir mim etkinliği başlatmış ve beni de mimlemiş. Bu güzel etkinlik için kendisine teşekkür ediyorum.


Blog yazmaya başladığım günden bu yana pek çok mim etkinliği gördüm ama hiçbirine katılmamıştım. Bu benim için bir ilk oldu ve çok da güzel oldu. Ayrıca benden önce bu mimi yapan bloglara da göz attım. Özellikle Acemi Demirci blogunun cevaplarını beğendiğimi belirtmeliyim ki benim yazımda da ona atıflarda bulunduğumu göreceksiniz (:

Kiremithanem blogundaki mim etkinliğine ve de Acemi Demirci’nin mim etkinliği cevaplarına bakabilirsiniz. Keyifli okumalar diliyorum, umarım beğenirsiniz (:

12 Aralık 2017 Salı

Blog Keşif Etkinliği Detayları Belli Oldu

Geçtiğimiz hafta Salı günü başlatmış olduğum blog keşif etkinliği Pazar günü gece yarısı itibariyle son buldu. Bu andan itibaren katılmak isteyenler olursa katılamayacaklardır. İnşallah öyle bir talep olursa, onu da bir başka etkinlik için değerlendirelim. (:

Daha fazla kişiye ulaşmasını isterdim ama katılımın bu kadar kişi olması da kâfi bence. Önemli olan elbette sayıca fazla olmak değil, birbirimizi daha iyi tanımak ve tanıtmaktır. Bu etkinliği araç edinerek bazı şeylerin daha iyi olmasına katkı sağlamaktır (:



Etkinlik duyurusu sonucunda 20 blog etkinliğe katıldı. Etkinliğe katılan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

7 Aralık 2017 Perşembe

Suçu Neymiş? - Hikaye

Daha önceki birkaç yazıda Öykü Yazarlığı Atölyesine devam ettiğimden bahsetmiştim. Hatta bu kurslarda mağdur edildiğimizi şu yazımda da ifade etmiştim.

Kursun son haftalarına yaklaşırken, emeklerimizin karşılığını görmeye, artık hikaye oluşturmaya ve onu geliştirmeye başladık. Bu bağlamda geçen ders için yazdığım ve diğer kursiyer arkadaşlar tarafından da beğenilen bir hikayeyi burada da paylaşmak istedim. 

Bu hikayeyi okuyanlar genel olarak beğendiklerini ifade ettiler. Sizlerin de görüşleri öğrenmek, eleştirilerini duymak ve o doğrultuda daha iyi şeyler yazmak istiyorum. Şimdiden teşekkür ederim (:

İşte yazdığım hikaye:

5 Aralık 2017 Salı

Blog Keşif Etkinliği Başlasın

blog keşif

İyi Olsun Blog olarak blog dünyasında 7 ayı geride bırakmanın mutluluğunu yaşarken, bir blog keşif etkinliği düzenlemeye karar verdim. Bunun duyurusunu yapmaktan mutluluk duyuyorum (:

Bugüne kadar pek çok blog yazarı arkadaş bu etkinliği farklı şekillerde yaptılar. Ben de kendimce bir etkinlik yapmak istiyorum. Ama ben etkinliğe katılan bloglara blogumda yer verirken toplu olarak bir liste halinde değil de her bir bloga özel bir yer ayırarak blogumda tanıtmak istiyorum.

Bu nasıl olacak?
Etkinliğe katılan her bir blog sahibiyle iletişime geçip, blogu hakkında bilgi edinip, onu burada paylaşacağım. Bu bilgi edinme aşaması her blog için farklılık arz etsin istiyorum. Yani bir blogu tanıtırken bir tanıtım yazısı da yazabilirim ya da bir başka blog sahibiyle bir röportaj yapabilirim ya da daha farklı şekillerde bir tanıtım olabilir. Duruma göre şekillensin istiyorum.

2 Aralık 2017 Cumartesi

Anlatma, Yap!

Birkaç yıl önce, fakültedeyken derste bir olay yaşanmıştı. Olayın ne olduğunu tam hatırlamıyorum ama bu olay üzerine hocamız da bir hikâye anlatmıştı. Fıkra gibi bir askerlik anısı.

Aslında bunu kendi mi yaşamıştı yoksa bir yerlerden mi duyup anlatmıştı tam olarak hatırlamıyorum. Eğer bu hikâyeyi daha önce duyanlar varsa lütfen belirtsin. Eğer yoksa bu hikâye hocamızın anısıdır (:

Askerde bir eğitim sırasında askerler toplanmışlar. Komutan içlerinden birine seslenmiş:

“Evladım, şuradan düşman askeri sana doğru geliyor ne yaparsın?” demiş. Asker anlatmaya başlamış. Silahımı şöyle hazırlarım, kendime bir siper bulurum, uygun anı beklerim gibi şeyler söylemiş. Yani, bu zamana kadar aldığı eğitimlerde gördüğü kadarıyla ne yapılması gerekiyorsa onları tek tek anlatmış. Komutan: “peki” diyerek bir başka askere aynı soruyu sormuş.

30 Kasım 2017 Perşembe

Bir Aşk ve Birçok Samimiyet


Bir arkadaşım vardı. Bir gün okulda bir kız gördü ve o kıza âşık oldu. Hani ilk görüşte aşk derler ya, tıpkı onun gibi.

Günlerce kızı uzaktan uzağa izledi, neredeyse adım adım takip etti. Ama hiçbir zaman onu rahatsız etmedi. Onunla konuşmaya bir türlü cesaret bulamıyordu. Fakat içinde günden güne büyüyen aşkı onu yiyip bitiriyordu. Bu işe bir çözüm bulmak, duygularını ifade etmek istedi ve sonunda bir mektup yazmaya karar verdi.

Bu kararı verdikten sonra arkadaşım mektubu yazmış ve okul çıkışında kızın indiği durakta inip, kıza vermiş. Kız daha mektubu okumadan durumu anlamış ve böyle bir şeyin olmayacağını güzel bir dille ifade ederek arkadaşımı reddetmiş ama mektubu da alıp çantasına koymuş. Arkadaşım boynu bükük, üzgün ama aşkını itiraf etmiş olmanın verdiği mutlulukla oradan ayrılmış. Verdiği mektubuna da cevap alamamış. Kim bilir o mektubu belki de hiç okumamıştır…

26 Kasım 2017 Pazar

Eğitimde Feda Edilecek Tek Bir Fert Yoktur

Atatürk Sözleri

Eğitimde gönüllü öğrenme ve zorunlu öğrenme olmak üzere iki tür öğrenmeden bahsedilir. Zorunlu öğrenme biçiminde eğitime zorunlu olarak katılım sağlanır ve sonunda da bir sınama/sınav vardır. Okul hayatımızdaki öğrenme biçimi daha çok buna girer.

Gönüllü öğrenmede ise bireyin isteği ve tercihi söz konusudur. Birey bir eğitimi ya da bir kitabı kendi arzusuyla seçer ve bu tür eğitimin sonunda genelde bir sınav olmaz. Ve bence eğitimin kalitesini arttırabilecek önemli faktörlerden birisi de gönüllü öğrenme biçimidir. Zira pek çoğumuz zorla bir şey yapmaktan hoşlanmayız ve sevdiğimiz şeyleri yapmayı daha çok arzularız.

23 Kasım 2017 Perşembe

Geçmişi Geride Bırakmak

herkes hata yapar, hata yapmak
“Kul hatasız olmaz” sözü ne güzel bir sözdür. Adeta kul olmakla hata yapmak arasında sıkı bir ilişki olduğunu vurgular.

Hepimizin bilerek ya da bilmeyerek, farkında olarak ya da olmayarak yaptığımız hatalarımız vardır. Benim de geçmişte pek çok hatalarım oldu. Fakat onları hata olduklarını onları yaparken değil de bugün fark ediyorum.

Geçenlerde yine aklıma yaptığım bazı hatalarım geldi ve kendi kendime epeyce üzüldüm.

11 Kasım 2017 Cumartesi

Sol Ayağım - Christy Brown

Kitabın adı: Sol Ayağım
Yazarı: Christy Brown (Çevirmen: Filiz Kahraman)
Nemesis Kitap, 189 Sayfa

Bu kitabın adını birkaç yıl önce bir arkadaş ortamında duymuştum. Kitaptan bahseden arkadaşım, sadece sol ayağını kullanan yazardan övgüyle bahsediyordu ve azim ve kararlılığa, çalışılınca başarılı olunabileceğine örnek olarak gösteriyordu. O günden bu yana kitap zihnimin bir köşesinde hep duruyordu. Geçen hafta kütüphanede görünce ödünç aldım.

Sol Ayağım” kitabı bir otobiyografi kitabı. Yazar kitapta çocukluğundan başlayarak gençliğine kadar geçen süreyi, bu sürede yapabildiklerini, yapamadıklarını, duygularını, düşüncelerini, hayata bakışını ve insanların kendisine bakışını edebi bir üslupla kaleme alarak kendi hayat hikâyesini anlatıyor.

5 Kasım 2017 Pazar

Blog Yazmak Kazandırır

blog yaz para kazan
İnternet dünyası ve bloglarla tanışmam bundan 7-8 yıl öncesine dayanır. Fakat o yıllarda bir kişisel blog açacak kadar tecrübem ve bilgim yoktu. Bu sebeple o yıllardan kalma bir blogum yok. Ama yine de bir blog açma fikri o yıllardan beridir içimde duruyordu. Nasip bu senenin Mayıs ayınaymış (:

İyi Olsun Blog’u açmadan önce bloglara dair bir araştırma yapmıştım. Farklı sitelerde farklı bilgiler yer alıyordu. Fakat daha çok ön plana çıkan başlık “Blog Yaz Para Kazan” şeklindeydi. Yani blog=para gibi bir formül sunuluyordu. Bir yerde haklıydılar fakat bu başlık bence eksik kalıyor. Zira blog yazmak para kazanmaktan çok daha fazla ve faydalı şeyler kazandırıyor insana. Yaklaşık 6 aylık tecrübem bile bunu görmeme yetti.

1 Kasım 2017 Çarşamba

En İyi Araba

en iyi araba hangisi

Birkaç yıl önce, babaannem hayattayken diyabet, tansiyon, kalp gibi bir takım sağlık sorunları vardı. O sebeple sık sık hastaneye gitmek zorunda kalıyordu. Fakat o yıllarda kendimize ait bir aracımız yoktu. O yaşlı ve hasta haliyle ya toplu taşıma aracı kullanıyorduk ya da birilerine bizi hastaneye götürmesi için ricada bulunuyorduk.

Bir akrabamız bu konuda bize çok yardımcı oldu. Allah ondan razı olsun. Her ne zaman arayıp haber versek hemen arabasıyla gelip bizi hastaneye götürüyordu. Hiçbir zaman tek kelime olumsuz bir şey dememesine rağmen, biz ona karşı kendimizi hep mahcup hissediyorduk. Daha sonra Allah bize de nasip etti ve iyi kötü bir araba aldık ve onu kullanmaya başladık.

30 Ekim 2017 Pazartesi

Adımız Siyasete Karışmasın

Politika

Hepimizin bildiği gibi geçtiğimiz günlerde Meral Akşener, yeni kurdukları partisinin adını ve logosunu duyurdu. Bu yeni parti ismiyle, sloganıyla ve logosuyla siyaset gündemini epey bir meşgul etti. Ne diyelim, eğer ülkemize, milletimize, vatanımıza bir katkısı olacaksa hayırlı olsun.

Ben siyasetle çok ilgilenen birisi değilim. Evet, benim de kendime göre bir siyasi düşüncem, desteklediğim bir görüş var. Fakat bunu özel yaşantıma, dostlarımla olan ilişkilerime ve bloga yansıtmam. Adımın siyasetle anılması da pek hoşuma gitmez. O sebeple Meral Akşener’in kurduğu yeni partinin adını ve sloganını görünce ucunun bana da dokunduğunu gördüm ve açıklama yapma gereği hissettim. Zira partinin adı “İyi Parti” ve benim blogumun adı “İyi Olsun”.

26 Ekim 2017 Perşembe

Hal Beyanı


Hal Beyanı

Bir süredir buralarda yoktum.

Blog yazarı arkadaşların yakından takip ettiği dahamutluyuz.com blogunun sahibi Yurdagül Çelik gibi Balkan turunda olmayı ve burada onun haberini vermeyi isterdim ama öyle olmadı. Evet, ben de evimden uzaktaydım ama bir gezi turunda değil, bir hastanede tedavi sürecindeydim.

Yaklaşık iki hafta önce ani gelişen bir durum sebebiyle acil olarak hastaneye yatmam ve bir dizi tedavi görmem gerekti. Yaklaşık 12 gün hastanede tedavi gördüm.  Dün, vücudumdaki 36 tane dikiş ile taburcu oldum ve şuan daha sağlıklıyım şükür (:

8 Ekim 2017 Pazar

Yeşil Olur Mu Öğretmenim

Sarı fosforlu kalem çizim
Boş zamanlarımı değerlendirmek ve kendime bir uğraş bulmak adına belediyenin sosyal işler müdürlüğüne müracaat etmiştim. Yakın zaman önce çeşitli kursların başlayacağını ve katılabileceğimi söylediler ve bu vesileyle Öykü Yazarlığı Atölyesi ve Hızlı Okuma kurslarına kaydımı yaptırdım. Yaklaşık iki haftadır kurslara devam ediyorum.

Dün, hızlı okuma kursunun ikinci hafta eğitimi vardı. Derse başladık ve bu haftanın içeriğine göre dersimizi işledik. Ders sonuna doğru hoca, haftaya yapmamız gerekenleri söyledi ve yeni bir alıştırma yapacağımızı belirti. Bu alıştırma için de herkesin bir tane kitap ve bir tane sarı fosforlu kalem getirmesini söyledi.

6 Ekim 2017 Cuma

Her Şey Anını Bekler - Ömer Sevinçgül

her şey anını bekler - ömer sevinçgül

Kitabın adı: Her Şey Anını Bekler
Yazarı: Ömer Sevinçgül
Carpe Diem, 190 Sayfa

Ömer Sevinçgül okumaya devam ediyorum. Bundan önce Seni Seven Biri Var ve Yazar Olmak İstiyorum kitaplarını okumuştum. En son okuduğum kitabın arkasında yazarın diğer kitaplarının listesi vardı. Her Şey Anını Bekler kitabını da o listeden görüp not etmiştim. Bu kitabın da yazarlıkla ilgili olması ona öncelik vermemde etkili oldu ve geçen hafta kütüphaneden ödünç aldım.

Kitabı okumaya başladıktan sonra iyi mi yaptım yoksa kötü mü yaptım bilemedim. Zira bu kitap da yazar olmak üzerine kaleme alınmış bir kitap olduğu için ve içerik olarak Yazar Olmak İstiyorum kitabıyla benzer hatta kimi yerlerde birebir aynı cümleler kullanılmış olduğu için o kitabı yeniden okuyormuşum gibi hissettim. Hal böyle olunca da benim nazarımda bir tekrar gibi oldu. Tekrar olması bilgilerimi tazelememde yardımcı olsa da okuma zevkimi büyük oranda düşürdü.

5 Ekim 2017 Perşembe

Her Halimize Şükür Gerek


Bugün bir yakınımızın 6-7 yaşlarındaki küçük çocuğu rahatsızlanmış, onu muayene ettirmemiz gerekti ve hastaneye gittik. Çocuk, hastalığın verdiği rahatsızlıktan dolayı ezgin bir haldeydi ve bir takım tetkiklerin yapılması gerektiği için sabahtan beri aç duruyordu üstelik bir de uykusuzdu. Muayene sırasının kendisine gelmesini beklerken de iyice yorulmuştu.

Tüm bu hallerin verdiği bir sıkıntısıyla olacak ki, bir ara “off” diye iç geçirdi. Bunu duyan annesi şefkatle uyardı: “öyle deme oğlum, elhamdülillah de,” dedi. Bu sözler çocukta ne kadar etki bıraktı bilmiyorum ama en çok tesiri bende bıraktı sanırım.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Küçük Şeyler'den Üç Anlatı

daktilo ve kağıtlar

Farklı alanlara dair okumalarımı devam ettirdiğim şu günlerde, Prof. Dr. Üstün Dökmen’in “Küçük Şeyler 1” kitabını da okuyorum. Kendisini “Küçük Şeyler” adlı televizyon programından ve birkaç farklı televizyon programına konuk olmasından tanıyorum. Daha önce hiç kitabını okumamıştım bu kitap benim için ilk kitabı oldu.

Kitabı henüz bitirmediğim için kitap hakkında yazmayacağım, kitabı bitirince de yazar mıyım bilmiyorum. Bu vesileyle en azından adını anmış olayım. Burada sadece, kitapta okurken dikkatimi çeken ve oldukça da hoşuma giden üç anlatıyı paylaşmak istiyorum. Umarım sizler de beğenirsiniz.

28 Eylül 2017 Perşembe

Gençlerle Başbaşa - Ali Fuad Başgil

gençlerle başbaşa kitabı

Kitabın Adı: Gençlerle Başbaşa
Yazarı: Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil
Yağmur Yayınları, 80 Sayfa

Gençlerle Başbaşa kitabını uzun zaman önce bir yerlere not etmiştim ve hep aklımın bir köşesinde duruyordu. Fakat bir türlü okumak nasip olmamıştı. Geçen gün bir başka kitapta kendisine ısrarla atıfta bulunuluyordu ben de ona istinaden gidip kütüphaneden ödünç aldım.

Bu kitap genel anlamda bir kişisel gelişim kitabı özelliği taşıyor. Fakat bu güne kadar okuduğum diğer kişisel gelişim kitaplarından çok farklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü diğer kitaplar genelde aynı ifadeleri kullanarak “istersen başarırsın, çalışırsan başarırsın, başarırsan zengin olursun” gibi konuları işliyorlar. Maddi olarak başarmanın yollarını anlatıyorlar. Fakat Gençlerle Başbaşa kitabı, maddi olarak başarılı olmanın yanında manevi olarak da mutlu ve başarılı olmayı anlatıyor. Yani boş iddia ve öneriler yerine altı dolu ve uygulanabilir şeyler anlatıyor.

27 Eylül 2017 Çarşamba

Şiir Seçkisi - 2

Geçenlerde şiir seçkisi 1 yayınını paylaşmıştım. Bugün ikinci seçki ile karşınızdayım. Bu seçkide birbirine yakın şiirler seçtim. Yine 3 şiir paylaşacağım ve üçünün de konusu birbirine yakın. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Bu kez bir de değişiklik yaparak 2 şiirin seslendirilmiş şeklini veriyorum. Güzel seslendirilince şiirler de farklı bir anlam kazanıyor bence.

Buyurun:


24 Eylül 2017 Pazar

Güven

güven tabakası
Geçtiğimiz günlerde şehir içinde arabayla bir yere gidiyordum. Yol üzerinde, kaldırımda ellerinde pazar poşetleriyle yürümeye çalışan, benden yaşça büyük olduğunu tahmin ettiğim ve hiç tanımadığım bir bayana rastladım. Bu bayan pazar alışverişi yapmış, iki eline de birkaç tane poşet geçirmiş o halde yürümeye çalışıyordu. Bulunduğu konum öyle bir yerdeydi ki, alışveriş yaptığı yerden oraya kadar en az 10 dakika yürüme mesafesiyle gelmişti ve gideceği yere de en az 10-15 dakika daha yürümesi gerekiyordu. Zira yakınlarda pek ev görünmüyordu. Üstelik gideceği yer ileriye doğruysa biraz dik bir yokuşu da tırmanması lazımdı.


O bayanın bu durumunu görünce arabayla yanına durup: “Gideceğiniz yere kadar bırakabilirim” demek geldi içimden. O bayanın yerinde ya da yanında bir erkek olsaydı bunu hemen yapardım ama tek başına bir

19 Eylül 2017 Salı

Bugünlerde Hayat

not kağıdı
Bugünlerde blog dünyasından biraz uzak kaldım. Hem burada yazmadığım gibi diğer blogları da takip edemiyorum, okuyamıyorum. Ama merak etmeyin, bu sizi unuttuğum ya da önemsemediğim için değil, başka sebepleri var elbette. Onlar neler mi? Buyrun:

Bugünlerde Biraz Yorgun ve Durgunum:
Havaların değişmesi, mevsim geçişleri pek çok insanı etkiliyor ama ben kronik bir hasta olduğum için ben de daha büyük etkiler bırakıyor sanırım. Geçen yıl daha ağır geçirmiştim ama bu yıl henüz çok bir sıkıntı yaşamadım fakat her an yaşayabilirim. Üzerimde bir yorgunluk var. Mesela dün tüm gün yattım neredeyse.

15 Eylül 2017 Cuma

Seni Seven Biri Var - Ömer Sevinçgül

Seni seven biri var kitabı
Kitabın adı: Seni Seven Biri Var
Yazarı: Ömer Sevinçgül
Carpe Diem, 190 Sayfa

Ömer Sevinçgül’ü ilk olarak Yazar Olmak İstiyorum kitabıyla tanıdım. O kitabını da çok beğenmiştim ama başka kitabını okumamıştım. Hem bir başka kitabını okumak hem de Nevbahar Durağı Blogunun yazarı Nazik Topcu’nun  tavsiyesine uymak için geçtiğimiz hafta bu kitabı kütüphaneden ödünç aldım. Kitap için Ömer Sevinçgül’e, tavsiye için de Nazik Topcu’ya teşekkür ederim (:

Kitap felsefe ve inanç konularını işliyor. Bazı kavramları, felsefi akımları, üzerinde tartışılan imani meseleleri açıklıyor. Ama bunu yaparken yazarın ustalığını görüyoruz. Zira yazar bilgi veriyor ama bunu doğrudan yapmıyor. Oluşturduğu iki karakter aracılığıyla, sohbet ediyormuş gibi yaparak, anlatmak ve açıklamak istediği konuyu okuyucuya sunuyor. Bu yönüyle okurken insan sıkılmıyor. Tabiri caizse hem keyif alarak okuyor hem de bilgilenmiş oluyor.

13 Eylül 2017 Çarşamba

Elveda Selim Gündüzalp


Dün gece sosyal medyada gezinirken Selim Gündüzalp Vefat Etti haberini gördüm. Hemen internette araştırdım ama bir bilgiye ulaşamadım. Sanırım olay yeni olduğu için hemen haberlere düşmemişti. Bu haberi gördüğüm kaynağın sağlam olduğunu bildiğim için haberin doğru olduğuna inandım ve bu beni çok üzdü gerçekten.

Selim Gündüzalp’i daha önce blogda da yazdığım Deyimler ve Öyküleri -1 kitabıyla tanıdım. Selim Gündüzalp kimdir diye kısaca bir araştırma yapmıştım o zamanlar ve herkesin çok iyi bir insan dediğini görmüştüm. Herkes övgüyle bahsediyordu kendisinden. Hatta Ramazan ayında katıldığı birkaç programa denk geldim. Tıpkı insanların dediği gibi inançlı, samimi, dolu dolu bir insandı. Kendisi hakkında az bir bilgiye sahip olmama rağmen bir muhabbet duymuştum. Öyle ki bir gün kendisiyle tanışabilmeyi, konuşabilmeyi ümit ediyordum.

12 Eylül 2017 Salı

Şiir Seçkisi -1

Her şiiri sevdiğim söylenemez ama genel olarak şiirleri hep sevmişimdir. Yeni bir şiire rast geldiğimde okurum ya da birisi seslendiriyorsa dinlerim. Eğer hoşuma giderse bir yerlere not alırım. Bu şekilde not aldığım, kimisini ezberlediğim, kimisini de zaman zaman dinlediğim birçok şiir var.

Sevdiğim bu şiirleri sizlerle de paylaşmak istedim ama nasıl bir yol izleyeceğime karar veremedim ilk başta. Seçtiğim tüm şiirleri şairleri ve sadece şiirin adıyla bir liste yapıp paylaşmak fikri geldi aklıma. Ama böyle olunca da herkesin o şiirleri teker teker bulması zor ve uğraştırıcı olur diye düşündüm. O sebeple seçtiğim şiirleri olduğu gibi paylaşmaya karar verdim. Liste biraz uzun olduğu için hepsini bir yayında yazmak istemedim. O yüzden birkaç bölüm halinde yayınlamayı düşünüyorum. Her yayında şiirlerin uzunluğuna göre 3-4 şiiri vermeyi planlıyorum, nasip olursa.

6 Eylül 2017 Çarşamba

Aranızda Selamı Yayınız


Ben küçükken babaannem çarşıya, pazara alışverişe ya da bir işini halletmeye giderken yanında beni de götürürdü. En küçük erkek torun olarak ona eşlik ederdim. O yıllara ait zihnimde pek bir hatıra yok. Sadece babaannemle dışarı çıktığımız zaman babaannemin kendi yaşıtı kadınlara selam verdiğini hatırlıyorum. Bunu neden hatırladığımı da bilmiyorum ama o sahne zihnimde hep canlı kalmıştır.

Babaannem bir elimden tutardı, öyle giderdik gideceğimiz yere. Yürüdüğümüz kaldırımda karşıdan bir kadın geldiğinde babaannem ona selam verirdi, o kadın da babaanneme karşılık verirdi. Bazen de karşıdan gelen kadın önce selam verirdi, babaannem ona karşılık verirdi. Ben bu durumu anlayamazdım ve önce kimin selam vermesi gerektiği konusunda nasıl anlaştıklarına şaşar kalırdım. Sağdan giden mi selam verirdi önce yoksa soldan giden mi?

4 Eylül 2017 Pazartesi

Dar Kapı - Andre Gide

Dar kapı kitabı timaş

Kitabın adı: Dar Kapı
Yazarı: Andre Gide (Çevirmen: Buket Yılmaz)
Timaş Yayınları, 139 Sayfa

Dar Kapı, Okuma Listemde yer alan kitaplardan bir tanesiydi. Bir kitapta övgüyle bahsediliyordu kendisinden ve ben de hemen not almıştım. Kitabın yazarı Nobel ödüllü bir yazarmış. Bayramdan önce kütüphanede görünce ödünç aldım.

Kitap kısa olduğu için aslında birkaç gün gibi kısa sürede bitirilebilecek bir kitap. Ben bayramdan önceki günlerde okumaya başladım. Biraz okudum ve araya bayram telaşı ve bayram girince pek okuyamadım. Ancak bugün bitirebildim. Araya giren onca zaman olunca kitapta da kopmalar yaşadım açıkçası. Bu yönüyle kitap bende biraz talihsizliğe uğradı diyebilirim. Yine de zevk alarak okudum.

2 Eylül 2017 Cumartesi

Kitap Listesi

Okumak Listesi

İlkokul ve ortaokul yıllarımda arkadaşlarımın ekseriyeti benim gibiydi. Yani kitap okumakla araları çok iyi değildi. Elbette çok iyi kitap okuyucuları vardı ama sayıları azdı. Bizler az kitap okuyanlar olarak sürekli bir arada olduğumuz için neler kaybettiğimizi anlayamıyorduk.

Liseye geçip de farklı insanlarla bir araya geldiğimiz zaman neler kaybettiğimi anlamış oldum. Zira bazı arkadaşlarım liseye gelene kadar pek çok kitap okumuşlardı ve onların hayata bakışlarıyla, konuştukları şeyler çok farklıydı. Okudukları kitaplardan edindikleri bilgiler onları çok geliştirmişti. Onlarla aramızdaki bu farklı üzülerek fark ettim. Ve kaybolan zaman için yapacak bir şey yoktu.

1 Eylül 2017 Cuma

Bayramlar Bizi Bir Yapar

Birlikten güç doğar

Otobüsten inip kent meydanına doğru yaklaştığım sırada 30 Ağustos Zafer Bayramı töreni başlamak üzereydi. Son komutlar verildiğinde meydanın alt tarafındaydım. Komut veren yetkili: “Sizleri Ulu Önder Atatürk ve Aziz Şehitlerimizin Manevi Huzurunda 1 Dakikalık Saygı Duruşuna ve Akabinde İstiklal Maşımızı Söylemeye Davet Ediyorum” dedi ve saygı duruşu müziği çalınmaya başladı. O andan itibaren o meydan ve çevresinde tüm hareketlilik durdu.

Genci yaşlısı, kadını erkeği herkes elindeki işini bırakıp, arabasını durdurup saygı duruşuna geçti. Ardından o şanlı istiklal marşımız okunmaya başladı. Herkes içten bir heyecanla eşlik etti milli marşımıza. Herkes aynı duygularla tek yürek olmuştu. Hepimizin olan bir vatanımız, bir bayrağımız, bir bayramımız, bir marşımız ve bunlar uğrunda canını vermeye hazır insanımız vardı. Ne güzel bir tablo çıkmıştı ortaya ve bunun karşısında duygulanmamak elde değildi. Gururla gözlerim doldu.

27 Ağustos 2017 Pazar

Uyku Canavarı ve Uyku Perisi Hikayesi


Geçtiğimiz günlerde ablam yeğenlerim bize geldiler ve birkaç gün bizde misafir olarak kaldılar. İlk günün gecesinde, vakit biraz ilerleyince çocukların uyku saati geldi. Yaşları 4-14 arasında değişen 4 yeğenim uyumakta zorlanıyorlardı. Bilirsiniz işte, çocuklar bir araya gelince vaktin geç olduğuna bakmadan eğlenmek, oynamak istiyorlar.

Baktım bunların bir türlü uyumaya niyetleri yok, o an aklıma bir hikâye geldi. Daha doğrusu o anda zihnimde bir hikâye kurguladım. Bu hikâyeyi onlara anlatayım, uyumalarına ve eğlenmelerine katkım olsun istedim.

Yanlarına gidip:“Şimdi size bir hikâye anlatacağım. Hadi bakalım herkes yerine yatsın” dedim. Hikâye lafını duyunca hepsi merak içinde yerlerine yattılar ve pür dikkat beni dinlemeye başladılar. Gerekli ortamı sağladıktan sonra aşağıda okuyacağınız hikâyeyi anlatmaya başladım. Bir yandan hikâyeyi anlattım bir yandan da hikâyedeki karakterlerin yaptıkları şeyleri canlandırmaya çalıştım.

24 Ağustos 2017 Perşembe

Özür Dilemek Erdemdir


Bugün çarşıda işlek bir yerde oturmuş bekliyordum. Hemen yan tarafımda bir inşaat vardı. Daha doğrusu yeni biten bir inşaata son dokunuşlar yapılıyordu. Mermer yüklü bir kamyonet geldi. Birkaç işçi bu mermerleri kamyonetin kasasından indirmeye başladılar. İndirme işlemi sırasında insanlar da kamyonetin etrafından geçmek zorunda kalıyorlardı. İşçiler de buna dikkat etmeye çalışarak mermerleri indiriyorlardı.

Bir işçi eline aldığı uzunca bir mermeri indirirken, farkında olmadan arkasından geçen biraz yaşlıca bir amcanın koluna çarptı. Amca biraz canı yanmış bir şekilde geriye doğru çekildi ama olan olmuştu. Mermer, amcanın kolunu biraz acıtmış ve saatinin camını da çatlatmıştı. İşçi pek oralı olmadı ve elindeki mermerleri götürdü, yenisini almaya geldi. Bu sırada amca acıyan canı yanına kâr kalarak, biraz sitem dolu bir şekilde: “gördün mü bak! Saatimin camı çatladı” dedi, işçi yine aynı umursamaz tavırla: “biz de işimizi yapıyoruz amca” dedi ve bir başka mermeri almak üzere hamle yaptı. Amca da çaresiz, yoluna devam etti.

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Yazar Olmak İstiyorum - Ömer Sevinçgül

Yazar Olmak İstiyorum - Ömer Sevinçgül

Kitabın adı: Yazar Olmak İstiyorum
Yazarı: Ömer Sevinçgül
Carpe Diem, 191 Sayfa

Geçen haftalarda Dorothea Brande’nin Yazar Olmak kitabını okumuş, onun hakkında yazmıştım. Ömer Sevinçgül’ün bu kitabı da, aynı kargo kutusundan çıkan diğer kitaplardan bir tanesiydi. İlk aldığım zaman büyük bir heyecanla okumuştum, birkaç yıl aradan sonra yeniden okuma ihtiyacı hissettim. Şuan “iyi ki de yeniden okumuşum” diyorum.

Aradan geçen zaman çok şeyi değiştirmiş. Bu zamana kadar yazarlık konusunda biraz daha bilgi ve tecrübe sahibi olmuşum. Bu kitabı okurken onu fark ettim. Elbette bu konuda hâlâ eksiklerim var ama yeniden çok istifade ettim bu kitaptan. Eksiklerim nispeten daha az bir hâle geldi.

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Derin Dereler


Hikâyeleri ve şiirleri hep sevmişimdir. Bana göre ikisi de birer yaşanmışlıktan doğuyor. Yani masa başında oluşturulmuş, kurgulanmış bir şey değil, hayatın içinden, gerçek bir eser. Hele de o duygu yüklü şiirin bir de hikâyesi varsa daha doğrusu o hikâye biliniyorsa daha bir anlam kazanıyor bende ve daha çok etkiliyor beni.

Okuduğum bir kitapta yer alan bir dörtlük ve onun hikâyesini ben de burada paylaşmak istiyorum. Beni çok etkiledi bu hikâye ve bu kısacık şiir. Buyrun:

18 Ağustos 2017 Cuma

Teşekkürler DeepTone


Bundan yaklaşık 2 ay önce, kitap okumaya ayırdığım vaktin azlığından ve az kitap okumaktan şikâyetçi olarak buna bir çözüm aramaya koyulmuştum. Kendimce bir fikir üreterek haftada en az bir kitap okuma kararı almıştım. Bunu da bu yazımda paylaşmıştım.

Devam eden günlerde bu kararımı uygulamaya koyuldum. Fikir güzeldi ama bir şeyler eksikti. Yani tam olarak nasıl bir yol izleyeceğimi bilemiyordum. Biraz televizyondan, biraz internetten vakit ayırarak bunu başarabileceğimi düşünüyordum ama bunun yeterli olmadığını gördüm. Bana bir çözüm, bir yöntem lazımdı ama ne!

16 Ağustos 2017 Çarşamba

İnsan Olmak


Küçük yeğenim her gün öğleden sonra 1-2 saat uyuyor. Bu durum onun gelişimi için oldukça önemli olduğu için biz de onun uyuması için özen gösteriyoruz.

Bir gün yeğenim oyuncaklarıyla oynamaya dalmıştı. Saate baktım ve her gün uyuduğu saatin yaklaşmış olduğunu gördüm.

-Uyku saatin yaklaşıyor, biraz daha oyuncaklarınla oyna sonra uyursun, dedim. Bu sözlerimden pek hoşlanmadı. Biraz da kızarak:

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck


Kitabın adı: Fareler ve İnsanlar
Yazarı: John Steinbeck (Türkçesi: Leyla Özcengiz)
Remzi Kitabevi, 110 Sayfa

Kitaplarla alakalı bir televizyon programı izlemiştim. Kitaplar ve yazarlar üzerine güzel bir programdı. Pek çok kitap ve yazar ismi not ettim kendimce. Fareler ve İnsanlar kitabı da o programdan adını öğrendiğim kitaplardan bir tanesiydi. Geçenlerde kütüphanede bulunca ödünç aldım.

Kitabın arka kapağında, kitabı özetler nitelikte iki paragraf yer alıyor. Ona yer vermek istiyorum:

11 Ağustos 2017 Cuma

Bü Dünyadan Sadece Geçiyoruz


1992 yılı Eylül ayında, yurt dışından bir akrabamız bizim köye ziyarete gelmiş. Gelirken de yanında bir kamera getirmiş. Köyde bulunan eş-dost-akrabayı videoya alıp, yurt dışındakilere izletmek amacıyla yaklaşık 45 dakikalık bir kayıt yapmış. Bu kayıt yıllarca kamera kasetinde saklanmış. Daha sonra teknolojinin gelişmesiyle bilgisayar ortamına aktarılmış, bir DVD’ye yazılmış. Birkaç sene önce de bu DVD’nin bir kopyası da bize ulaştırıldı.

Videoda, 1993 yılında yani video çekildikten birkaç ay sonra vefat eden dedem, iki yıl önce vefat eden babaannem, çoğu şuan vefat etmiş olan akrabalarımız ve pek çoğu şuan yetişkin ve üstelik çocukları olan bebeklerin/çocukların görüntüleri var. Bu videoyu zaman zaman açıp izliyoruz. Ben video çekilirken henüz doğmadığım ve o günleri görmediğim için biraz uzak kalsam da ailem o günleri özlemle yâd ediyor.

10 Ağustos 2017 Perşembe

Hastaneden Geriye Kalanlar


Geçtiğimiz hafta Perşembe günü, rutin sağlık kontrollerim için Kayseri’deki doktoruma gittik babamla. Sabah sıramızı aldık, kan tahlillerimizi verdik ve öğleden sonraki randevumuz için bekledik. Öğleden sonra doktorla görüştük. Doktora iki gündür yüksek ateş ve baş ağrısı şikâyetimin olduğunu söyledim ve doktor da bu durumun hastalığım açısından iyi olmadığını söyledi. Beni bir hafta kadar yatırıp gözetim altında bulundurmayı ve bu süre içinde de biten ilaç raporumu yenilemeyi tavsiye etti. İstersem bunları Aksaray’da da yaptırabileceğimi söyledi. Fakat ben gelmişken orda kalmayı tercih ettim ve düne kadar da hastanedeydim. Dün taburcu oldum.

Bu bir hafta boyunca neler yaptığımı yazmayacağım. Zira her günüm rutindi. Belli saatlerde uygulanan tedaviler, kontroller, yemek saati, yatış vs. bunları anlatmayacağım. Sadece bu bir haftanın bende bıraktıklarından bahsetmek istiyorum.